FİRMA KAYIT
Geri Bildirim
Obsesif Kompulsif Bozukluk Nedir, Nasıl Anlaşılır ?
Obsesif Kompulsif Bozukluk Nedir, Nasıl Anlaşılır ?

Obsesif Kompulsif Bozukluk Nedir, Nasıl Anlaşılır ?

1350

Obsesif kompulsif bozuklukta (OKB) klinik tabloya obsesyonlar ve/veya kompulsiyonlar hakimdir.

Obsesyonlar; irade dışı, ısrarcı ve zorlayıcı bir şekilde akla gelen; kişinin saçma ve mantık dışı bulduğu, uygunsuz ama rahatsızlık, huzursuzluk veren yineleyici düşünceler, düş kurmalar veya dürtülerdir.

Takıntı Zorlantı Bozukluğu ( Obsesif Kompulsif Bozukluk)

Kompulsiyonlar ise; belirli katı kurallara karşı koyamamaktan, eylemleri bu kurallara göre gerçekleştirmek zorunda olduğunu hissetmekten dolayı veya obsesyonlara bir tepki olarak, obsesyonun yarattığı gerginlik ve kaygı durumunu yok etmek için ortaya konan tekrarlayıcı davranışlar veya zihinsel aktivitelerdir.

Kompulsiyonlar engellenmeye çalışıldığında yoğun sıkıntı ve huzursuzluk verici olurlar. Kişi obsesyonlar ve/veya kompulsiyonları anlamsız ve aşırı bulur. Kişinin mesleğinde ya da eğitiminde işlevselliği bozulur, hayat kalitesi de düşer ve bu bozulmalar tedavi edilmedikçe zamanla artar.

OKB ciddi psikiyatrik hastalıklar içinde en sık görülenlerden biri olması ve bununla birlikte en çok yeti (işlev) yitirilmesine sebep olan hastalıklar arasında yer alması sebebiyle ciddi önem arz eden bir rahatsızlıktır. WHO (Dünya Sağlık Örgütü) OKB’yi en çok yeti yitimine yol açan 20 hastalık arasına almıştır.

Görülme Sıklıkları

Hastalığı hafif olan bireylerin ve hastalığını gizleyen bireylerin kliniğe gitme oranı düşük olduğu için hastalığın gerçek sıklığını bilmiyoruz. Amerika ve Antartika dışında 4 kıtada yapılan bir çalışmada OKB sıklığı %0.7 olarak bulunmuştur (Karno ve ark. 1988, weissman ve ark. 1994). Türkiye’de yapılan bir çalışmada ise yaşam boyu OKB görülme oranının toplumda %1,9-3,3 arasında olduğu tespit edilmiştir (Tükel ve ark. 2006). Türkiye’de yapılan diğer bir çalışmada ise OKB’nin genel toplumda yıllık görülme oranı %3 olarak tespit edilmiştir. (Çilli ve ark. 2004)

Bu hastalık genç ergenlikte veya erken erişkinlikte ortaya çıkar. Erişkin OKB hastalarında kadın erkek oranının eşit olduğunu söyleyen yayınlar olduğu gibi kadınlarda daha sık olduğunu söyleyen yayınlar da vardır (Tükel ve ark. 2004). Çocuk ve ergen OKB hastalarında erkeklerin oranı 1.5-2.5 kat daha fazladır.(Tükel ve ark. 2006)

Erken yaşta başlayan OKB’lerin ilerleyişi (prognoz) daha kötüdür.

Hiç evlenmemiş olanlarda görülme oranı daha yüksektir.

Olguların %70′inde iki veya daha fazla obsesyon beraber görülmekle birlikte en sık görülen obsesyon çeşitleri tablo 1′de gösterilmiştir.

Yapılan faktör analizi çalışmalarında 4 temel obsesyon-kompulsiyon eşleşmesi bulunmuştur.

Görülme Nedenleri

Yapılan araştırmalar sonucu bir takım nöroanatomik patolojiler (beyin ve sinir sistemiyle alakalı bozukluklar) görülmüştür (örneğin; orbitofrontal korktex, anterior singulat girus ve bazal ganglionlarda bozukluklar; prefrontal-striatal sistem anormallikleri görülmüştür).

Genetik faktörler söz konusu olup çocukluk çağında başlayan OKB’lerde genetik rol daha fazladır. Yapılan araştırmalarda 1. derece akrabalarında OKB olanlarda OKB görülme riski %30′dur. Farklı iki çalışmada ikizler üzerinde araştırma yapılmış ve OKB’li çocuklarda genetik faktörlerin oranı %25-65 arası bulunmuştur (Carey ve Gottesman, 1981).

Bilişsel modele göre obsesyonlar bireyin istenilmeyen girici düşünce ve dürtülerin önemini ve anlamını tam olarak ayırt edememesi ve yanlış yorumlamasından kaynaklanmaktadır. Kirlenme gibi obsesyonlarda bu kirli olma düşüncesini unutamamak, kilit kontrol etmek gibi obsesyonlarda ise kilitleyip kilitlemediğini unutmak esas föktör olarak görülmüştür.

Davranışçı modele göre ise bütün bu olayların öğrenme ile bağlantısı vardır. Klasik koşullanma ile korku ve endişe öğrenilmekte ve zamanla edimsel koşullanma (ödüllü koşullanma) ile yani kaçınma davranışları ile bu korku ve endişe pekişmekte ve devamlılık kazanmaktadır. Kompulsif davranışlar gerçekleştirilince de “bak yaptım ve o kaygı duyduğum şeyden kurtuldum” düşüncesi şekillenir, böylece kompulsif davranış olumsuz pekiştireç rolü oynar ve de kişinin bu düşünce ve davranışlar içinde bir kısır döngü yaşamasına neden olur.

Genel Özellikleri

Bir kişiye OKB hastası diyebilmemiz için aşağıdaki A,B,C,D,E kriterlerini karşılıyor olması gereklidir.

A- Obsesyonlar ve/veya kompulsiyonlar vardır.

Obsesyonlar

1- İstenmeden gelen, anksiyete ve huzursuzluk yaşatan, uygunsuz bir şekilde yaşanan, yineleyici, sürekli düşünceler, dürtüler ve düş kurmalardır.

2- Bu obsesyonlar (düşünceler, dürtüler, düşlemler) sadece hayatın gerçek sorunlarına duyulan aşırı üzüntüler değildir.

3- Kişi bu obsesyonları bastırmaya, görmezden gelmeye ya da başka bir düşünce veya davranışla bunları etkisizleştirmeye çalışır.

4- Kişi bu obsesyonların kendi zihninden geldiğini bilir, şizofrenlerde görülen düşünce sokulması hezeyanları gibi fikirlerin dışarıdan zihnine sokulduğunu düşünmez.

Kompulsiyonlar

1- Kişinin obsesyonlarına bir tepki olarak, gerginliği ve kaygıyı azaltmak, yok etmek için yaptığı veya ritüeli belli olan, katı kurallar çerçevesinde gerçekleştirmekten kendini alıkoyamadığı yineleyici davranışlardır.

2- Bu davranışlar var olan kaygı, endişe, korku, sıkıntı gibi duygulardan korunmaya, bu duyguları azaltmaya veya yok etmeye yöneliktir, ancak yapılan eylem korkulan, endişe duyulan şeye göre aşırı yoğundur ve abartılıdır.

B- Kişi OKB yaşarken bazı zamanlar bu eylemlerin aşırı veya anlamsız olduğunu kabul eder.

C- Obsesyonlar ve/veya kompulsiyonlar hastayı sıkıntıya sokar, kişi günün önemli bir vaktini bunlarla uğraşarak geçirir, kişinin işlevselliğinde bir düşme yaşanır(mesleğini veya eğitimini iyi yapamaz olur), toplumsal etkinliklerinde ve ilişkilerinde bozulmalar başlar.

D- Kişinin başka bir psikolojik bozukluğu varsa bu obsesyonlarının sadece o rahatsızlığı ile alakalı olmaması gereklidir (örneğin anoreksia nevrosa (bir yeme bozukluğu) olan bir kişinin sürekli yemek üzerine veya kiloları üzerine düşünüp durması gibi).

E- Bu obsesyonlar ve/veya kompulsiyonlar kişinin genel tıbbi durumuyla veya madde kullanımıyla alakalı olmamalıdır.

Tedavi Süreci

Yüzleştirme ve tepki önlemeye yönelik bilişsel davranışçı terapiler uygulanır. Bununla birlikte bazı antidepresanlar kullanılabilir (SSRI(serotonin spesifik re-uptake inhibitör)).


Psikolog