Bugün, instagram üzerinden bir anneden mesaj aldım. Ve içinde bulunduğumuz toplumun, bize cinsiyetlerimiz ile ilgili verdiği mesajlar ile ilgili bir paylaşım yapmak istedim. “Hocam, çocuğum hiç küfür etmiyor. Küfür edenlerden de uzaklaşıyor. Acaba bir sorun mu var hormonlarında?”Asıl sorun toplumun bizlere dayattığı ve yerine getirilmediğinde bizi cezalandırdığı görevlerde. Bir erkek küfür kullanmak zorunda değildir. Küfür sadece erkeğe ait bir olgu değildir çünkü. Bir erkek sürekli güçlü olmak zorunda da değildir. -“Aa olur mu Süha Bey, erkek güçlü olmak zorundadır.” Bu öyle bir kafes ki; bazı erkekler üzüntü, korku gibi duygularını ifade edebilmenin tek yolunun öfke ve şiddet olduğunu düşünüyorlar. Çünkü öğretilen, genellikle erkeklerin, çocukluklarından itibaren hissettiklerinin tam tersi. Türkiye’de erkek çocukları, küçüklüklerinden itibaren yanlış hissettiklerine, yanlış düşündüklerine ve yanlış davrandıklarına inandırılarak toplumsal cinsiyet rollerini içselleştirmeleri sağlanıyor.
1. Güçlü Ol! “Zayıf erkek, erkek değildir. Seni ezmesinler. Erkek dediğin elini masaya vurur, dediğini yaptırır. Sen erkeksin sen yapacaksın tabii ki ben mi yapacağım kadın halimle? Erkekliğini bil, ortaya koy ağırlığını.” Erkek yetiştirilirken bu şekilde bir güç algısı ile büyüyor. Her şeyi yapabilirim gibi düşünüp üstünüm sanıyor. Dışarıdan bakıldığında, suç sadece o kişinin gibi gözükse de suç herkesin. “Sen büyüyünce ne canlar yakacaksın” diyen annenin, erkekler ağlamaz diyen babanın, ağırlığını ortaya koy diyen arkadaşların.
2. Erkek Adam Ağlamaz! “Bağır, çağır veya küfür et. Ama üzüldüğünde asla ağlama ve kimseye belli etme. Ağlamak zayıflıktır, erkeklerin zayıf olma şansı yok. Duygularını bastır. Gizemli ol, her şeyini açık etme.” Küçük yaşlardan itibaren bu sözlerle büyüyen çocuk, duygularını kendi hissettiği gibi yaşayamıyor. Zayıflıklarını sürekli içine atarak, kendi benliğinde derin yaralar oluşturuyor aslında. Yardım isteyemiyor çünkü o zayıf değil, birine derdini anlatamıyor çünkü zaten en güçlüsü o. Zihninde bu türlü çatışmalarla hayatına devam ediyor. Erkeklerdeki öfkenin ve saldırganlık davranışının temelinde bu bastırılmış duygular da yatıyor aslında. Erkek, olumsuz bir duygusunu nasıl ifade edeceğini bilemeden, bu onlara öğretilmeden büyüyor.
3. Para Kazan! “Erkek adam cebinde parasız gezmez. Erkek dediğin kadına para ödetmez. Ne biçim erkeksin, karının çalışmasına izin mi veriyorsun? Nasıl bulduğun önemli değil, paran olsun yeter.”
4. İlk Adımı Sen At! “Kadın mı atacak ilk adımı? Sen erkeksin. Sevgilinin öyle şeyler giymesine izin mi veriyorsun. Kılıbık derler. Otoriteni ortaya koy biraz.”
5. Sert Görün! “Sen erkeksin. Çok gülme. Sert dur. Kızlarla arkadaşlık yapılmaz. Bu kadar terbiyeli olma, küfür etmeyen erkek mi olur?” Kibarlığın, inceliğin ve insanlara yardımcı olmak için çabalamanın anormal bir davranış olup, dış çevre tarafından küçümsendiği bir çağda yaşıyoruz. Bu çağda istenmeyen bir davranışa yönelik en büyük ceza ise yalnız bırakılmak, dışlanmak ve küçümsenmek. Bu cezalardan kaçınmak için çoğu erkek, kendi hislerinden fedakarlık ediyor. Ve hissetmese de herkes gibi davranmaya çalışıyor.
6. Kendini Bir Kadına Ait Hissetme! “Kadından üstün olduğunu unutma. Sen ona ait değilsin. O sana ait. BAĞLANMA! Otoriteni koy ortaya.” Çocuğuna, “kız gibi ağlama”, “bu kız oyuncağı”, “bak kilo al biraz kız gibi derler”, “erkek adamsın, ağırlığı koy”, “erkek ol biraz” diyen anne ve babalar çocuklarını, kendi insaniyetlerini keşfetmelerini engelleyen bir kafesin içine hapsederler. Ayrıca, özellikle çocuklarını erkek üstünlüğü ve egemenliğini öğreterek, kendileri bile farkına varmadan kendi cinsiyetlerini küçümseyerek yetiştiren annelerimizedir sözüm. Lütfen, her kelimemizin, her davranışımızın çocuklarımızın gelecekteki kişiliğine büyük etkisi olduğunun farkında olalım! Sadece güçlü değil, empati kurabilen insan sevgisi olan bilinçli erkek çocukları yetiştirelim.
Süha Topçu
Psikolojik Danışman