Özgül öğrenme güçlüğünün alt basamağı olan ‘disleksi’ kelimesinin anlamı okuma zorluğudur. Disleksi, zihinsel yeti eksikliği ve eğitim koşullarının yetersizliğinden kaynaklanmayan dil, konuşma, motor becerilerde problemlerin yaşanması durumudur. Nörogelişimsel bir sorun olan disleksinin öğrenme ile ilgili bazı beyin bölgelerindeki bağlantı yolları, ilişkileri normale göre farklıdır. Bundan dolayı öğrenmenin farklı alanlarında zorluklar yaşanabilmektedir. Bilgilerin kodlanması, saklanması ve geri çağırılmasında güçlükler görülür. Bu durum çocukların farklı öğrenmelerine ve düşünmelerine neden olur. Okuma, yazma, matematik gibi temel bilgilerin öğrenildiği ilk yer olan okulda çocukların birtakım güçlükler yaşadığı görülebilir.
Bu güçlükler:
- Yaşıtlarına göre okuma, okuduğunu anlama ve okuma hızlarıyla ilgili problemler yaşarlar.
- Okurken harf ve satır atlarlar. (tabak-tabk)
- Kelimeleri harflere ve hecelere ayırmada başarısız olurlar.
- Benzer harf yazımında yanlışlık yaparlar. (“b” yerine “d”)
- Harflerin, seslerin, kelimelerin hatırlanmasında güçlük yaşarlar.
- Harf sırasını ters olarak algılarlar. (“en”-“ne”)
- Sağ-sol, aşağı- yukarı kavramlarını karıştırırlar.
- Kendilerini ifade etmekte ve talimatları yerine getirmede zorlanırlar.
- Ödevlerin fazla zaman alması, sınavlarda da zamanı yetiştirememe gibi problemler yaşarlar.
- Organizasyon becerileri zayıftır ve hatırlamakta güçlük çekerler.
- İnce motor, kaba motor ve koordinasyon becerilerinde farklılıklar görülür.
- Okula gitmek istemez ve okuldan kaçma davranışları gösterirler.
Toplum içerisinde disleksinin bir zeka geriliği olduğuna dair yanlış bir kanı bulunmaktadır. Disleksi zeka geriliği değildir. Bu bireylerde zeka normal ve üstün olabilir. Bu duruma en güzel örnek ise Einstein, Leonardo da Vinci, Rodin gibi önemli isimlerdir. Beyinde öğrenme bölgelerinde yaşanan sorunlar sonucu ortaya çıkan disleksinin güçlü yönleri de bulunmaktadır. Genel ve bütün bakabilme özellikleri nedeniyle borsa-finans gibi alanlarda meslek edinebilirler. Yaratıcı ve zengin hayal güçleri değişik sanat dallarında başarı gösterebilmelerini sağlar. Empati yetenekleri yüksektir. Yaşadıkları zorluklar mücadele etme ve çözüm üretme yeteneklerini de geliştirir. Bu yüzdendir ki güçlü yönler mutlaka desteklenmelidir.
TANI VE TEDAVİ
Çocuğun herhangi bir psikotik rahatsızlığı, eğitim eşitsizliği, çift dilli olma durumu, nörolojik rahatsızlığı ve zihinsel gelişim bozukluğu bulunmayıp, okul yaşı ile aldığı eğitimin gerisinde olma durumu mevcut ise öğrenme güçlüğü düşünülebilir. Disleksi bir hastalık değildir bu yüzden ilaç tedavisi yoktur. Ancak eşlik eden dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu, anksiyete bozukluğu, depresyon gibi durumlarda ilaç tedavisi uygun görülebilir. İlaç kullanımı için önce çocuk psikiyatristi tarafından tanı konulması şarttır. Eşlik eden bir tanının varlığında medikal tedavilerin uygulanması okul performansını olumlu etkileyeceğinden erken tanı önemlidir. Hangi alanlarda öğrenme güçlüğü yaşadığı ve bu güçlüklerin derecesi belirlenerek çocuğa özgü bireysel gelişim programları uygulanmalıdır. Çocuk psikiyatristleri, özel eğitim öğretmenleri, psikolojik danışmanlar, dil ve konuşma terapistleri, oyun terapistleri ve psikologlardan oluşan bir ekibin varlığı tanı, tedavi ve eğitim işbirliğiyle yürütülecek olan bu süreçte oldukça önemlidir.
ANNE BABAYA ÖNERİLER
- Her geç konuşma ve telaffuzdaki zorlanmalar disleksiye neden olmamaktadır. Ancak anne ve babaların çocuklarının konuşma dönemlerini iyi gözlemlemeleri erken teşhis için önemlidir.
- Problemin varlığı kabul edilmeli ve çocuk diğer çocuklarla kıyaslanmamalıdır.
- Çocuklar yaşadıkları bu güçlükleri anlamlandırmakta zorluk çekebilirler bu yüzden onlara bu zorlukların nedenleri anlatılmalıdır.
- Çocuğun zorlandığı zamanlarda sinirlenmek yerine daha sabırlı ve hoşgörülü olmaya özen gösterilmelidir.
- Ders çalışma alanlarında dikkat dağıtıcı ve parlak uyaranlar bulunmamalıdır.
- Ev ortamında ve sınıftaki komutların basit, kısa ve net olması önemlidir. Çocuğa daha uzun komutlar verilebilmesi için öncelikle bu komutları rahat yerine getiriyor olması gerekir.
- Çocuğun öğrenme stilinin belirlenmelidir. Öncelikle renkli görsellerin daha çok kullanıldığı kitaplar tercih edilebilir.
- Okumalar çocuğa günde 2-3 kez kısa aralıklarla yaptırılmalıdır. Bu okumaların kolaylaşmasıyla birlikte süre artışı yapılabilir.
- Yetenekli olduğu alanlar keşfedilerek desteklenmelidir. Bu durum çocuğun özgüvenini arttırırken, olumsuz benlik algısını oluşmasını engelleyecektir.
- Başarılarının yanında göstermiş oldukları çabalarının da ödüllendirilmesi önemlidir.
Ezgi Yağmur Batır
Psikolog